Metrocity D Blok K.4 Levent / İstanbul     info@mugeugurlu.com

Ölmez Çiçeği

   İnsanoğlu yaradılışından beri genç kalma ve ölümsüzlüğe karşı çareler aramış, pek çok fikirler ve kavramlar üretmiştir. Örneğin, zeytin yaprağının yaşlanmaya karşı etkilerinin keşfedilerek yaşam ve gençlik iksirlerinin yapılmasında kullanımının, eski Mısır medeniyetine dayandığını söyleyebiliriz. Yaşadığımız çağ ölümsüzlüğe henüz çare bulmaktan çok uzak olsa da, insanoğluna genç görünüp sağlıklı yaşayabilmesi için, gelişmiş teknolojilerle üretilmiş sayısız ürün seçenekleri sunuyor. Kısaca, doğal yaşlanma sürecine karşı gelmeden sağlıklı  ve zinde  yaş alabilmemiz tamamen bize bağlı. Doğru beslenme, yeterli uyku, pozitif düşünce ve egzersizi yaşamımızdan eksik etmeyip cildimiz için doğru yöntemlerle üretilmiş, ürünleri uyguladığımızda yaş alsak da sağlıklı ve zinde görünmemiz mümkün. Bu uğurda katıldığım aromaterapi eğitimlerinde, özellikle anti-aging uygulamalar için eşsiz bir değere sahip olan ölmez çiçeği ya da altın otu adıyla bilinen bitkiyi ilk öğrendiğimde çok heyecanlanmış, kısa sürede hakkında sayısız bilgiye ulaşmıştım. Bilimsel yayınlardaki içeriklerden ziyade,   daha çok mitolojik hikâyesi beni etkilemişti. Koparıldığında asla solmaması özelliğiyle, bitkiye adını veren hikâye, sevdiğine ölümsüzlüğü götüren bir çobanın sevdasından yola çıkıyor :

   Vaktin birinde bir çoban, âşık olduğu kıza  uzak diyarlardan toplayıp solmadan götürebileceği bir çiçek arar. Yolu uzun ve zorludur. Dağlar denizler aşarak, türlü tehlikelerden geçerek topladığı tüm çiçekler yolda solar. Çoban ne sevdasından ne de amacından vaz geçer. Ayakları yara içinde acıyla, acı sevdanın fıtratında var deyip, arayışına devam eder.  Bir su kenarına ilişip nefeslendiğinde, küçük tepelerin gözü alabildiğince altın renkli çiçeklerle kaplı olduğunu fark eder.  Sevgiyle kucaklar her demeti, koklayıp öper. Günler geçer, geceler geçer çoban yürür, heybesindeki çiçekler solmaz. Sevdiğine varır, altın ışıltılı  demetleri ayaklarına serer, günler, aylar, yıllar geçer de  çiçekler solmaz. Sevgileri de böylece dilden dile, nesilden nesile aktarılarak sonsuzluğa uzanır.

   Olur da bir gün karşılaşırsanız bu altın renkli çiçekle, bilin ki aşık çobanın sonsuzluğa kavuştuğuna dair izi var.